Demokratik Suriye Meclisi’nin (MSD) açıklaması şöyle:

“Suriye Devrimi’nin üzerinden 8 yıl geçti. Askeri çözüm yöntemlerinden dolayı tehlikeli sonuçlar ortaya çıktı ve Suriye’de toplumsal bölünme ve radikalleşme arttı. Özellikle zorla göç ettirme, demografinin değiştirilmeye çalışılması ve dış güçlerin müdahaleleri Suriyeli tarafların uzlaşma olanaklarını ortadan kaldırdı.

'TEHLİKEYE KARŞI BİRLİK...'

Radikalleşme atmosferi güç kazandı ve çok sayıda terörist grup kuruldu. Bu gruplar her gün kirli uygulamalarını Suriye halklarına dayattı. Artık gelinen noktada Suriye’de çözüm için atılacak ilk adım, bu duruma karşı verilen direnişin yeni evresi olacak. Bu tehlikeye karşı atılacak adım birliktir, çünkü bu durum ülkenin geleceğini ve kaderini altüst ediyor. Ülkedeki karışıklığa yapılan yatırımlar ve taraflar arasındaki çekişmeler terörün artmasına ve siyasi çözümün zayıflamasına neden oldu.

'İŞGALCİLER BÖLÜNMEYİ DAYATTI'

Dış güçlerin müdahaleleri Suriye’deki karışıklığa hiçbir çözüm getiremedi. Bazı devletlerin savaşı bitirme ve çözüm iddialarına rağmen Suriyeli yurttaşların kanı akmaya devam etti. Suriye, Astana’da taraflarca egemenlik alanlarına bölündü, demografik değişim gerçekleştirildi ve en başından beri huzurlu olan bazı bölgelerdeki huzur ortamı ortadan kaldırıldı. Huzur ve güvenliğin egemen olduğu ve çok sayıda göçmene ev sahipliği yapan Efrin bölgesi komplo ve gizli anlaşmalarla işgal edildi ve Suriye’nin toprak bütünlüğü tehlikeye girdi. Efrîn’i işgal eden güçler, bölünmeyi dayatıyor, ırkçı ve mezhepsel politikalar izleyerek halkı ayrıştırıyor.

Suriye’de taraflar artık askeri bir yöntemin ve ara bulucu güçler eliyle yapılan pazarlıkların çözüm olmayacağını anladı. Müdahale eden dış güçler de kendi çıkarları doğrultusunda bir tarafı tutuyor. Bu yüzden Suriye halkının kendi kaderini dış güçlerin müdahalesi olmadan tayin edebilmesi için Suriyeli taraflar arasında direkt bir siyasi çözümün esas alınması gerekir.

Bu çerçevede Suriye’de çatışma sürecinin başlamasından beri Kuzey Suriye bileşenleri Suriye’nin diğer bölgelerinden farklı bir yöntem izledi. Kuzey Suriye bileşenleri üçüncü yolu esas aldı ve bölgelerini savaş ve çatışmalardan uzak tutmak için örgütlenerek özerk yönetimlerini oluşturdu. Kuzey Suriye bileşenleri bu yolla bölgelerinde huzuru sağlamayı başardı, altyapının kurulmasını sağladı ve ekonomilerini geliştirdi. Ayrıca demokratik, çoğulcu ve ademi merkeziyetçi bir sistem için kurucu projeler geliştirdi ve yeni bir Suriye’nin inşası için taslak hazırladı.

Biz Demokratik Suriye Meclisi olarak kurulduğumuz günden beri diyalog çalışmalarımıza devam ediyoruz. En başından beri Suriye sorununun çözümü için diyaloğu esas aldık. Bu konuda askeri çözümü esas alan bazı kesimlerin açgözlülüğüne maruz kaldık. Bu kesimler Suriye rejimi bileşenlerinden gelen talepleri görmezden geldi. Diğer taraftan demokratik sistemin görmezden gelinmesi ve iktidarını sürdürme ısrarı devam ediyordu. Toplumsal güçlerden rejim siyasetine teslim olmaları, aksi halde askeri bir savaşla karşı karşıya kalacakları söyleniyordu.

'ORTAKLAŞMA OLMADAN ÇÖZÜM DE OLMAZ'

Biz bu tehditlerle meşgul olmadık ve teröre karşı savaşta çalışmalara devam ettik. Suriye hükümeti görüşme kapılarını açma açıklamasını yapınca, biz tereddütsüzce bu yaklaşımı kabul ettik.  Yeni bir imkanın sağlanması, Suriye’de akan kanın durdurulması, huzur ortamının sağlanması ve yeniden inşa çalışmalarının başlaması için Suriye hükümetinin Suriye’de taraflar arasında gerçekleşmesi öngörülen görüşmeler hakkındaki açıklamalarını olumlu bulduk. Halkın tüm temsilcilerinin bir araya gelmesi, tek taraflı ve imha siyasetinin son bulması için anlaşma yoluna girilmesinden umutluyuz. Demokratik bir Suriye ve tüm kesimlerin eşitçe temsil edildiği bir anayasanın oluşması için tüm tarafların ortaklaşması gerçekleşmeden Suriye’de çözümün mümkün olmayacağını belirtmek isteriz.”

ANF