Uluslararası kapitalizmin krizi derinleşiyor. “Büyükler” kendilerince gidişata çare bulmak için toplantı üstüne toplantı yapıyor ama nafile.

G7 Zirvesi bunun en çok somutlandığı güncel gelişme oldu. “Ticaret Savaşı”nın gölgesinde geçeceği önceden belli olan zirveye Trump’ın yine dağıtıcı tavırları damga vurdu. Trump önce G7 ülkeleri arasında gümrük bariyerlerini kaldırma önerisi getirdi, daha bir süre önce gümrük vergisi artırımıyla “Ticaret savaşı”nı başlatan kişiyi elbette kimse inandırıcı bulmadı.

Arada şovuna “Putin niye burada yok?” kısmını da ekledi. Arkasından Trump Zirve’den erken ayrılmasının yanı sıra sonuç bildirisine imza atmadı. Bu elbette toplantıdan beklentisi olan Batı’yı sarstı. Bir anlamda Alman gazetelerinin söylediği gibi “ABD Batı’nın liderliğine veda etti.” Bu gelişme bir süredir sürüncemede olan ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrası kurduğu hegemonyanın, kaybının resmileştirilmesi anlamına da geliyor.

Fakat Trump dün söylediklerinin tam tersini yaparsa/yapmak zorunda kalırsa da şaşırmamak gerekir. Bu politikanın geleceği açısından belirleyici önemde bir şey de ABD politikasında etkili olan (Trump ve ekibi dışındaki) kesimlerin ne yapacağı olacak.

“Batı” diye geleceğe bir şey kalacaksa bunun daha çok Almanya merkezli bir AB olacağı şimdiden söylenebilir. G7 içinde yer alan Kanada, Japonya gibi ülkelerin ABD’nin salvolarına ne kadar karşı koyabilecekleri belirsiz. Bir süredir özellikle Avrupa basınında Almanya’da hükümet ortağı SPD yöneticilerinin AB’nin birliği ve güçlenmesi, Fransa ile birlikte kendi yoluna gitmesi türünden sözlerine daha sık rastlanır oldu. Bunda bir gariplik yok. ABD ve Rusya’nın AB’ye dönük “dağıtıcı” politikaları karşısında bir reflex diye yorumlanabilir. Fakat işin burada kalacağını düşünmek yanıltıcı olur. Güçlü Alman sermayesinin bu süreçten “sağlam” çıkmak için Ergin Yıldızoğlu’nun belirttiği(1) gibi halihazırda var olan “Almanya ile Rusya arasında güçlü, karşılıklı bağımlılık ilişkileri” üzerinden yeni bir müttefiklik geliştirmesi beklenebilir. Bunun özel olarak şekillendirilmiş bir zemini de var.

Kuzey Akımı-1 ve 2 üzerinden kurulan ilişki belirleyici önemde. Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in geçen yıl Eylül ayından bu yana Rus petrol devi Rosneft’in başında bulunması dikkat çekici. Ayrıca Mühdan Sağlam’ın işaret ettiği gibi(2) Putin ve Schröder’in stratejik bir anlam taşıyan yakın arkadaşlığının göstergesi de Schröder’in 2005’te görev süresi bitmeden Kuzey Akım Projesi’ni Almanya adına imzalaması olarak yorumlanabilir. Almanya’nın Rusya ile yakınlaşması sadece enerji alanında olmayacaktır, Almanya için kısmen pazar ve sermaye ihracı sorunu da çözülebilir.

Peki böyle yakınlaşma kolay mı? AB kamuoyunun gerek Sovyetler Birliği gerekse Putin dönemiyle ilgili bir “Rus alerjisi” halen mevcut. Yine bununla bağlantılı, Polonya ve Baltık ülkelerinin bu tür bir gelişmeye karşı direneceği bir diğer net olan şey. Bunlara zaman içinde İtalya’nın da dahil olması olası. Macron yönetiminin de tereddütlü yaklaşma olasılığı yüksek. Ayrıca ABD’nin NATO üzerinden yapacağı muhalefet hem de AB içindeki radikal sağcı kesimlerine yaptığı destek bu tür bir gelişmenin kolay olmayacağının göstergeleri. AB’nin parçalanma olasılığı, şimdi uzak gibi gözükse de hem AB içinde hem de Balkanlar’da yeni çatışmaları zorlayabilir. Giderek burjuva demokrasilerine inancını yitiren toplumların olduğu bir dünya da bu olasılık maalesef güçleniyor.

Postmodern karakterli 3. Dünya Savaşı’nın zemini kolay kolay kalıcı bloklaşmalara izin vermiyor. Bu durum hafta sonu toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü(ŞİÖ) ya da Avrasya Birliği için de böyle. Örneğin ŞİÖ üyesi Hindistan, Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” projesine destek vermiyor. Ayrıca Çin için çok önemli olan Malakka Boğazı, Hindistan (ABD diye de okunabilir) kaynaklı tehditle karşı karşıya.(3)

Kapitalizmin doğasına has bu çekişme, dünyaya mutluluk vaat etmediği gibi, ne zaman, nasıl sonuçlanacağı da fazlasıyla belirsiz. İş, kollektif mülkiyet-doğrudan demokrasi temelinde ayağa kalkacak insanlığa düşüyor.
***
1-http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/994232/G_6_1.html
2-https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/05/23/putinden-merkele-bir-buket-gulden-fazlasi/
3-https://www.birgun.net/haber-detay/hindistan-in-endonezya-daki-limani-219000.html

Yeni Özgür Politika