Bili bili kutsal bir kavram çoğu kanatlı için. Aslında sözcükler değil kutsiyet yüklü olan onun temsil ettiği eylem, yani yem saçma olayı. Buna elbette aldırmayanlar var, kartal, akbaba cinsinden olanlar başı çekiyor. Çünkü onların gözü daha kanlı canlı şeylerde. Kargalar da kulak asmaz. Bakmayın siz La Fontaine’nin münasebetsizliğine. Kargaların aldırmamasının nedeni yemi beğenmemeleri değil, onu saçan eli görmeleri.

Heyhat yeme gözü karartıp dalanlar da çok. Bunların zaten çoğunun ömrü ya kümeste ya kafeste geçmiş. Yine de üzücü. Tabii nihayetinde hepimiz ölmeyecek miyiz, diye yem olmaya dair derin felsefi yatırımlarınız yoksa, sizin de rahatsız olmanız gerekir. Ne de olsa biraz sonra bir vahşi tarafından boğazlanacak bir canlı o da.

Bunca lafı bugün niye edip duruyorum, tamam, merakta bırakmayayım sizi. Mehmet Uçum diye bir zavallı var. Aramızdan çıkmış bir fani. Bir zamanlar solcuymuş, başka mahareti var mı, Reis ona neyi danışıyor bilmiyorum ama gerektiği zaman diktatörün kümesindeki kanatlılarından biri olarak iyi öttüğü söylenebilir. Ne yapacaklarmış? Seçime kaybederlerse bunu iptal edip bir daha yapacaklarmış. Nasıl yaptıklarını 7 Haziran sonrası  ise yakından biliyoruz.

Burada meselemiz bu değil. Şimdi bana kızanlar var. Diyorlar ki “Medya Dedektifi eline bir deynek almış, tepemizde dolanıyor…olmaz böyle, ne suçumuz var!” Aslında söyledikleri tam da böyle değil,  “böyle yapmak kabul edilemez, falana filana sığmaz…” diye işin doğrusu yakarıyorlar. Bazen ben de onlara hak vermiyor değilim. Serde ne de olsa Hababam Sınıfı-Kel Mahmut tedrisatı var. Kusura bakmayın hani Oxford vardı da biz mi gitmedik demeyeceğim, zira has bel kader Boğaziçi’ne yolumuz düştü. Fakat işte neylersiniz benim gibi yabanilere Boğazın havası da işlemiyor, en fazla hasta ediyor.

Neyse uzatmayayım sorulara geçelim: Bu Mehmet Uçum, Cemil Ertem, Saadet Oruç gibi şahsiyetler hangi arpalıklarda yetişti? Yoksa solun bir kısmı karga kadar bile olmayı beceremedi mi?

Bazen nafile çabalar içinde olduğumu düşünüyorum. AKP  Genel Merkezi’nden gelen bir tebrik telefonuyla “evreka!!!!” diye sokağa fırlayan şahısların halen büyük düşünür muamelesi gördüğü bir memleketin evlatlarını, biraz kendi kendine bakmaya davet etmenin beyhudeliğinin farkındayım. Ama ne yaparsınız işte can çıkmayınca huy çıkmıyor…

Bu bili bili bahsini bir kaç yıl önce öteki tarafa yolculuğa çıkmış ve şu sözleri muhtemelen sarf etmiş olabilecek olan bir üstadın kelamıyla bağlayalım: Entelektüeller, her zaman daha iyisini hak ettiklerine inanırlar; gerçekte ise birer devlet memuru olduklarını fark ettiklerinde geç olur.

Kemal Okuyan bildiğini okumaya devam ediyor

Elbette ki komünist dediğin kararlı olmalı. Yalnız dükkanı açık tutma inadının bunla ilgisi yok, gerçekten devrim yapmak konusundaki kararlık önemli. Biyografisine hayran olduğum bu kişi yine kendine kolay yerden sorup yanıtlamış. Birileri güya ona “oyları bölüyorsunuz” demiş. O da tarihten örneklerle CHP destekçiliğinin ne kadar kötü olduğunu anlatmaya çalışmış. Ama bir şeyi belirtmeyi unutmuş bizzat kendisinin içinden geldiği geleneğin CHP destekçiliği ile özürlü olduğunu. Fakat yine de insanların geç de olsa bir şeyler öğrenmesi güzel.

On beş, yirmi yıl önce o zaman bu arkadaşların partisinin üyesi bir genç anlatıyor:  Toplantının birinde Aydemir yoldaşa sordum “devrim ne zaman olacak” diye o da biraz tereddütten sonra çok uzak olmadığını söyledi. 

Yalnız bana bunu anlatan genç pek ikna olmamış gibiydi, gülüyordu. 

Anekdotlarla mevzuyu uzatmamayım, sorulara geçelim:

 Sayın Okuyan rica etsek düzeni değiştirmeye dönük ne gibi bir stratejiniz ve ne tür hazırlıklarınız var açıklar mısınız?

Kürtlerle ve HDP ile diğer solla yan yana yürümeme kararlılığınız çok takdire şayan da (evet burada bir da var) onlarsız ve onlara rağmen mi devrim yapmayı düşünüyorsunuz? Böyle düşünmüyorsanız sihirle mi onların gönlünü kazanacaksınız?

Tabii Yoldaş Kemal’e sorular ağır geldiyse, bir zamanlar arkadaşı olan Erkan Baş’tan kopya çekebilir:

Bu karanlıktan kurtuluşun tek formülü var: Kürtler, Türkler, yoksullar, emekçiler yan yana gelecek ve birlikte mücadele edecek.

Sayın Okuyan hemen isyan etmeyin sorularım bitmedi. Az sabır bir iki tane daha kaldı.

Bu sorular devrim sonrasıyla ilgili, eğer ki Kürtler(Kemal Okuyan görmedi diye buhar olamayacaklarına göre) devrimden sonra ayrılmak isterlerse ne yapacaksınız? Emperyalizmin oyununa gelemeyin mi diyeceksiniz? Yoksa size değil de HDP oy verdikleri için onları ilelebet Aforoz mu edeceksiniz? 

Esasında Yoldaş Okuyan için çok üzgünüm, bu gidiş gidiş değil, vara vara o nefret ettiği Ronigillerin durağına varacak ama kendisini tebrik edecek bir Reis bile bulamayacak.

Not:  Bu arada Alper Taş’ı kutlarım. Kime oy verileceği konusunda adres falan göstermiyor, baştaki ilkeli, taviz vermez tutumunda ısrarlı, son yıllarda gördüğümüz en prensip sahibi sosyalist desek yeridir. Yalnız küçük bir kusuru var o da nedense sık sık sağda solda CHP’lilerle beraber sahne alması.

Londra-Avare bir Cumartesi öğleden sonrası